'Line', mekanlara en az malzemeyle en fazla konfor ve estetiği getirmeyi amaçlayan
bir tasarım. Line'ın yaratıcısı Aykut Erol, "Mobilyalar haddini bilsin, hafif
ve ucuz olsun ve bir kenarda kalsınlar" diyor.
ıstanbul Design Week 2006'nın en iyi tasarımı seçilen Line, gittikçe kalabalıklaşan
yaşam alanlarında 'daha kolay nefes almak' fikrinden yola çıkan bir tasarım. Line'ın
yaratıcısı Aykut Erol, tasarımını, "Evinizin belki de kapı girişinde başlayan
bir 'çubuk' mekanda tüm konfor sağlayan objelerin yerini alıyor" diye anlatıyor.
ıçi dolu metal çubuklardan ibaret olan Line, sahibinin isteği ve yaratıcılığına
bağlı olarak pekçok farklı işlevi yerine getiren bir mobilya halini alıyor. Bu
mobilya sistemini 'hafif ve uygun fiyatlı' olarak tanımlayan Erol, "Eşyalar insan
hayatında öyle büyük bir yer kaplıyor ki yarın hayatınızı değiştirip başka bir
yere gitmeye karar verseniz hemen hareket edemiyosunuz. Halbuki hiçbir bağınız
yok. Onlar ahşaptan ve kumaştan acaip kütleler. Böyle olmamalı, mobilyalar haddini
bilsin, hafif ve ucuz olsun ve bir kenarda kalsınlar" diyor...
Öncelikle eğitiminizi ve tasarım yapmaya nasıl başladığınızı öğrenebilir miyiz?
1993 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Endüstriyel Ürün Tasarımı Bölümü'nden
mezun oldum. Daha sonra ıTÜ ve Mimar Sinan'ın master'ına devam ederken ikisini
de bıraktım, bir an önce hayata atılmak ve yaratıcı gücümü kullanmak istedim.
Tasarımla ilgili görüşlerim bir şekilde ilerliyordu. 1996 yılında freelance çalışmaya
başladım, 1997 yılında kendi şirketimi kurdum. Mağaza ve stand tasarımları yaptım,
hala da devam ediyor.
Uzun süre büyük firmalara hizmet vermeye devam ettik, hala da ediyoruz.
1997 yılında Vestel'in yurtiçi ve yurtdışı fuar standlarını yaptık. Vestel'den
sonra Atasay'la başladık ve devam ediyoruz. Mağaza, fuar ve stand tasarımları
ve mekan tasarımı konularına yöneldik. 2003 yılında firmalardan marka ve kurumsal
kimlik talepleri gelmeye başladı. Onlara grafik tasarımı ve antetli kağıttan ilana
kadar tasarım yapmaya başladık. şirketin şu anki şekillenmesi marka yönetimi ve
tasarım olarak şekilleniyor.
Peki ürün tasarımına nasıl başladınız?
2003 yılında baktık ki ürün tasarımı Türkiye'de bilinmeye başlandı, endüstriyel
tasarımda da hareketlenme olunca asıl işim bu olduğu için o konuda çalışmaya başladım.
Bu arada sık sık ıtalya'ya gidip çok önemli hocalardan tasarım dersleri aldım.
Masa, cep telefonu gibi birkaç konsept tasarım yaptım. şu anda yoğun olarak ürün
tasarımına yöneldim.
Tasarıma bakış açınız nedir?
Daha önceki tasarımlarımda mümkün olduğunda yalın olduğunu görürsünüz.
Ben estetiği yalınlıkta aramaya çalışıyorum. Amacım fiyonk koymadan bir ürünü
görtermek. Mesela iki tane
ayakkabı vardır, Birinde fiyonklar güller vardır, biri çok sadedir. ışte
biz o sade olana ayakkabıyı yapıyoruz, aynı işlevi görüyor ama zarif. Ürün işlevini
yerine getirsin,
herkese ulaşabilsin ve etkili bir fikir olsun, bizim düsturumuz bu. Sonradan
değil, başından bir fikir olmalı içinde.
Ödüllü tasarımınız Line'ın ortaya çıkış sürecini biraz anlatabilir misiniz?
Herkes kendi hayatına bakarsa biz tasarımcıların yarattığı pekçok objeyle
evler işgal edilmiş. Her yerde bir fikir var. Bazılarında da yok. Bu tasarımlar
renkliler, şekilliler, kocamanlar, yer işgal ediyorlar, pahalılar... Halbuki hiç
içten değiller ve biz onlara hakettiğinden fazla değer veriyoruz. Halbuki bu mobilyalardan
beklentimiz aslında çok basit şeyler. Tasarımcıların tasarım yaparken samimi olması
gerekiyor.
Benim samimiyetime inanmanız için o ürünün de samimi olması gerekiyor. Birçok
ihtiyacı aynı anda tasarlayan hafif ve ucuz bir ürün Line. Eşyalar insan hayatında
öyle büyük bir yer kaplıyor ki yarın hayatınızı değiştirip başka bir yere gitmeye
karar verseniz hemen hareket edemiyosunuz. Halbuki hiçbir bağınız yok. Onlar ahşaptan
ve kumaştan acaip kütleler. Böyle olmamalı, mobilyalar haddini bilsin, hafif ve
ucuz olsun ve bir kenarda kalsınlar.
Kısaca nasıl tanımlıyorsunuz?
Bir eve baktığınızda her yerde bir şeyler vardır ama duvarlar boştur. Dolsun
diye tablo filan asılır. Halbuki mobilyaları o tarafa doğru gönderip birçok şeyi
duvarda çözmeye çalıştığımızda ortalık açılıyor, nefes alma alanı doğuyor. Yani
bir mobilya sistemini hafif, uygun fiyatlı, kişinin kendi yaratıcılığına bağlı
olarak yönlendirebileceğiniz ve kendi hükmedebileceğiniz bir mobilya. Aslında
bir gencin ihtiyacını çözmekten yola çıktım ama farzlı bir malzeme ve renkten
elegance bir görüntü de elde edilebilir. Kullanıcı kendi ihtiyacı ve talebine
göre değiştirip uzatabiliyor mobilyasını.
Line'ı diğerlerinden ayıran ne sizce?
Line'ın asalati mütevaziliğinde belki. Mekana girdiğiniz anda zeki ve sade
bir şekilde duvarda duran ve aslında bütün o kalabalıkların gereksiz olduğunu
anlatan bir tasarım var karşınızda. Keşke bütün mobilyalar böyle olsa keşke. Mesela
bir koltuk düşünün, pahalı kumaşlar, kusursuz dikişler..
Ama o koltuğu bir yerden bi yere gönderirken bile binlerce dolar para ödüyorsunuz.
Belki o da başka bir zevki doyuruyor ama işgal ettiği alana değiyor mu acaba?
Yani aslında en önemli konulardan biri yer tasarrufu?20 - 30 sene sonra dünyada
yer kalmayacak ve tasarımcılar en az malzemeyle en az yer kaplayan tasarımı yapmaya
çalışacaklar.
Kaynak: Milliyet