Bu önerileri dinleyin, aşkınız bitse de ilişkinizin bitmemesini garantileyin...
Aşkın ömrü kaç yıldır bilinmez ama ilk günkü gibi sürmediğini de artık herkes
biliyor. Peki aşk bitince ilişkiyi çöpe mi atacağız? Tabiki hayır! Aşk bittiyse
sevgi de mi bitti... Hemen paniğe gerek yok, ayların yılların hatrına biraz daha
emek harcayarak, rutinleri biraz değiştirerek, ilişkinizin ilk günkü heyecanını
yakalaması hiç de zor değil.
1- Sekste yeniliklere açık olun
Uzun zamanlı ilişkilerde seks de zamanla aynı sebeplerin aynı sonuçları yaratacağı
döngüdeki yerini alır. Ancak böyle durumlarda hatırlamanız gereken ayrıntı, en
önemli seks organınızın beyniniz olduğu gerçeğidir! Kendinizi yeni olasılıklara
açık tutup partnerinizi de bu yenilikler için teşvik etmelisiniz. Cinsel soğukluk
kimi zaman tahrik yöntemlerini fazla kullanamamaktan ileri gelebilir. "Hayatınızın
Geri Kalanında Nasıl Muhteşem Bir Cinsel Yaşamınız Olur?" kitabında Val Sampson,
öncelikle sekse odaklanmayı ön koşul olarak veriyor.
Günün geri kalan saatlerinde yaşadığınız saatleri unutmalı ve sadece o an yaşadıklarınıza
odaklanmalısınız. Eğer böyle yaparsanız, beyniniz ilişkiye girmeden önce kendini
bu ilişki için hazır hissetmeye başlayacak. Mesela ona romantik notlar yazın ve
cebine koyun. Cep telefonunun telesekreterine hoş mesajlar bırakın. Ve son olarak
da ilişkiye girmeden önce ne yaptığınızı düşünün ve eğer alışkanlığınız televizyon
seyretmekse o zaman bunu değiştirin. İki kişilik yapılabilecek aktivitelerde bulunun,
yürüyüşe çıkın, bara gidip bir içki için veya sadece el ele tutuşun.
2- Zaman zaman ayrılın!
İlişki uzmanı Philip Hodson'a göre eğer birey olarak var olabiliyorsanız o zaman
ilişkilerde yere daha sağlam basmanız mümkün.
Farklılıklarınızı keşfedin ve onları taçlandırın. Çünkü bu sayede birbirinize
anlatacak daha çok şeyiniz olacak. Ayda en azından bir hafta sonunu ayrı geçirin
ki tekrar bir araya geldiğinizde paylaşacak anılarınız olsun. Kısa ayrılıklarda
çiftler birbirini özler ve bu özlem neden beraber olmayı seçtiğinizi tekrar hatırlatır.
Dışarı çıkın, arkadaşlarınızla zaman geçirin. Yeni şeyler keşfedin, yalnız seyahata
çıkın. Sakın “Bir elmanın iki yarısıyız.” masalına inanmayın. Unutmayın ki, siz
bir bireysiniz ve bu ilişki siz bir çilek o da bir elma olduğu için güzel.
3- Üçüncü kişiden hoşlanmaktan korkmayın
Bir çok insan, ilişki yaşayan insanların bir başkasından etkilenmesini ilişki
için büyük bir problem olarak görür. İlişki uzmanları bunun öyle olmadığını söylüyor.
Psikoterapist Paula Hall, karşı cinsten hoşlanmanın insan doğasından olduğunu
bu nedenle aşıksanız bile sizi etkileyebilecek üçüncü kişiler olduğunu doğruluyor.
Bu konuda önemli olan konuyla nasıl baş ettiğiniz. Partnerinizle duygularınızı
paylaşmaktan çekinmeyin. Ancak bunu duyarlı bir biçimde yapmalısınız, çünkü konuşarak
işleri olduğundan fazla büyütmeniz kimsenin işine yaramaz. Partneriniz onu sevdiğinizi
ve sadece onunla beraber olmak istediğinizi bilsin yeter.
4- Tartışın, ama 5 dakika!
Hiç tartışmayan çiftler olduğu mitine inanmayın. İlişkilerde tartışmalar olur
ve zaman zaman tartışılması ilişki açısından sağlıklı sonuçlar doğurur. Önemli
olan daha iyi tartışmayı öğrenmektir. Psikoterapistler bu durumda en iyi yolun
tartışmaları kısa tutmak olduğunu söylüyorlar. 5-10 dakikayı aşan tartışmalarda
bir yürüyüşe çıkmanız iyi bir fikir olabilir. Önemli olan eski defterleri açmamaya
çalışmak ve birbirinize karşı suçlayıcı olmamak. Kırgınlıklarınızı ufakta olsa
hemen söyleyip içinizden atarsanız o zaman bu kırgınlıkIar birikip bir dağ oluşturmaz.
5- Paylaşılan hayaller, paylaşılan bir gelecek
Uzun süreli ilişkilerde çiftler artık birbirlerine hayallerinden fazla bahsetmiyor.
Ancak ilişkide zaman zaman ilişkide kişiler birbirlerine hayallerini sormalı ve
kendi hayallerini anlatmalı. Arabanızı bile bakıma sokuyorsunuz peki ya ilişkiniz
için aynı özeni gösteriyor musunuz? Ayda bir kendinize ve ilişkinize uzaktan bakmayı
deneyin. Neleri isteyerek yaptınız, neleri istemeden? Hangi davranışlarınız partnerinizi
de mutlu ettiği için sizin için bir zevkti? Peki ya nelere kırıldınız? İlişkiye
başladığınız zamanlarda ne hayalleriniz vardı ve şimdi neler var? Gelecek için
heyecanlanıyorsanız, bunu partnerinizle paylaşın.
6- Her şeyi ciddiye almayın
Hayata olumlu bakmaya çalışın. Bardağı dolu tarafından görmek ilişki içindeyken
de sizi rahatlatır. Tatilde olduğunuz zamanları düşünün. Geçtiğimiz yaz, güney
sahillerinde ne güzel de anlaşıyordunuz. Peki neden? Çünkü sıklıkla aynı fikirde
oluyordunuz. Tatildeyken ‘Şimdi ne yapalım’ sorusunun cevabı çoğunlukla ‘Sen nasıl
istersen’ idi. Elbette ki bu kendi isteklerinizden vazgeçmeniz anlamına gelmiyor.
Ancak küçük anlaşmazlıkları büyük tatsızlıklara vardırmadan çözmek sizin elinizde.
Bırakın bir seferde ayakkabısını halının üzerinde giysin. Vişne suyunu beyaz koltuğun
üzerinde içsin. Akşam seyredeceğiniz film konusunda tartışacağınıza ortak bir
karara varmaya çalışın. Siz sakin ve huzurlu davrandığınızda karşınızdakinin de
size karşı davranışı değişecektir.
7- Rol modelleri yaratın
Rol modellerine ihtiyacı olan sadece çocuklar değildir. Yetişkinlerinde kendilerine
rol modelleri seçmeleri kimi zaman çok yararlı olacaktır. Londra Üniversitesi'nden
İlişki Uzmanı Dr. Petra Boynton, sizin ilişkiniz açısından bir rol modeli çift
belirlemenizin ne kadar önemli olabileceğine değiniyor ve "kendinize istediğiniz
herhangi bir rol modeli belirleyin ve o çiftin davranış kalıplarının size uyup
uymayacağını görün" diyor.
Rol modeli çift elbette ki ilişkiden ilişkiye farklılık gösterecektir. Çevrenizi
gözleyin. En yakın arkadaşınız ilişkilerinde çok soğukkanlı ve ona özeniyor musunuz?
Kuzeniniz kocasıyla çok yakın arkadaş, peki bunu başarıyorlar? Çevrenizdeki olumlu
olayları kendi yaşamınıza uygulamak çoğunlukla olumlu sonuçlar doğurur. Kimbilir
belki sizin ilişkinizi de kendisine uzaktan rol modeli yapacak bir tanıdığınız
vardır.