1985 yılından bu yana kendi ismiyle bir dünya markası olmayı başaran Tommy Hilfiger,
hala faal olarak işinin başında. Ünlü modacı çok yakında ise ev dekorasyonu işine
girip mobilya tasarlayacağını söylüyor.
Kendi ismiyle efsaneleşmiş Amerikalı modacı Tommy Hilfiger, moda dünyasına
Amerikan ruhunu kabul ettirmeyi başaran bir isim. New York Moda Haftası'ndaki
defile hazırlıkları öncesinde iş başında görme şansı bulduğum Hilfiger, mütevazılığıyla
da beni etkiledi.
Sabah 8.30 için randevulaştığımızda, doğrusu bu kadar erken bir randevuya
zamanında gelip gelemeyeceği konusunda şüphelerim vardı. Ama Hillfiger randevuya
sadece beş dakika gecikti ve bu yüzden de çok özür diledi. Ve sohbetimize "Size
kahve getirebilir miyim?" gibi çok kibar bir cümleyle başladı.
Modanın 20 yıldaki değişimini gözlemlerken rekabetin çok arttığına dikkat
çeken Hilfiger, o yıllardan bu yana modanın hızlı bir değişim içinde olduğunu
belirtiyor. Artık sokaklarda baştan aşağıya tek markayı giyenleri göremediğinizi
belirten modacı, günümüzde modanın ya çok spor ya da şatafatlı olduğunu söylüyor.
Artık modada kurallar olmadığı için siyahın günün her saati, her yere giyebildiğini
anlatan Hilfiger, New York, Tokyo, Milano, Paris gibi moda merkezlerinde dolaştığınızda,
mutlaka sizden daha iyi giyinen birisiyle karşılaşabildiğinizi de vurguluyor.
Markası kendi stilini yansıttığı için, işini bu kadar severek ve inanarak
yapmasının başarısının ardında yatan sır olduğunu söylüyor. Amerikan ruhunu yansıttığı
halde tüm dünyada kabul edilmesini ise renkli olmasına, kalitesine ve stilini
ilk günden bugüne korumasına bağlıyor.
Hilfiger'a ilerisi için hedeflerini sorduğumda, "şu an ev tekstili koleksiyonumuz
var ama ev dekorasyonuna da giriyoruz. Mobilya tasarlamaya başlıyoruz. Çok yakında
bir otel dekorasyonunda da adımızı duyacaksınız. Ve tüm dünyada yeni mağazalarla
daha da büyüyeceğiz," diye yanıtlıyor.