Evet, düğün stresini yaşamak zor iş. Hesaplamalar, provalar, davetliler, planlar
derken sabrınız taşıyor ve
ilk patlayacağınız kişi de en yakınınızdaki eşiniz oluyor. Unutmayın, bazı konularda
uzlaşmak çaba gerektirir. Eşinizle düğün planları yaparken birden kendinizi içinden
çıkılmaz bir tartışma içinde bulursanız, kafanızı bir anlık boşaltıp ilişkiniz
için elinizden geleni yapmak istediğinizi kendinize hatırlatın. Hiçbir konu büyütmeye
değmez. Ama biz yine de, olası kavga ihtimallerini sizlere hatırlatalım;
1-Aile meseleleri
"Ailenin yolladığı davetli listesi neredeyse bizimkinin iki katı, üstelik parasını
biz ödüyoruz."
Çiftleri en çok yoran konulardan biri maddi anlaşmazlıklardır. Çiftlerin yanı
sıra ailelerin de düğün organizasyonunda payı büyüktür. Düğün her ne kadar ailelerin
de kendini gösterme platformu olsa da, düğün sizin düğününüz. Ailelerin isteklerini
bir yerde sınırlayın. Eşinizin ailesi çok kalabalık bir davetli listesi ile gelirse
paniğe kapılmayın. İki taraf da uzlaşmacı bir yol izlerse, tartışma ortadan kalkar.
2- Görev dağılımı
"Düğün salonunda kullanılacak renkleri seçmek umrunda bile değil. Bu düğünü hiç
önemsemiyor..."
Düğün bir iş bölümüdür. Bu nedenle, bu ağır yükün altına girmeden önce, hangi
taraf hangi konuları kolaylıkla halledebilirse, iş bölümü bu şekilde paylaştırılmalı.
Renk seçimi, dekor gibi konularda erkeklerin tercih yapmasını beklemek gereksiz.
Erkeklere sevdikleri işleri yaptırın. Siz, kendi tercihlerinizi belirleyin ama
bu süreç içinde eşinizi de konunun dışında tutmayın. Seçimlerinizi söyleyin, eşinizin
eklemek istediği detaylar varsa bunları da düğüne dahil edin.
3- Para
"Bu gelinlik için bu kadar para harcamak yerine, balayımızda daha güzel bir yere
gitsek olmaz mı?"
Bu konuda damada hak vermemek zor. Gelinlik hayatta tek bir gece giyilebilen,
gösterişli bir gelenek. Ama balayı; siz ve eşinizin birlikte çok güzel vakit geçirebileceği,
bulunmaz bir fırsat. Karşılıklı oturup bu konuyu derinlemesine konuşun, neye yatırım
yapmak istediğinizi iyi düşünün. Belki tercihleriniz düşündüğünüzden daha da yakındır.
Yine de ne olursa olsun, para meselelerini büyük bir sorun haline getirmekten
kaçının. Bu ilişkinizi ileride kötü etkileyebilir.
4- Din
"Benim inançlarımı anlamak için çaba göstermiyor."
Bir insana, ondan neler beklediğinizi söylemedeğiniz sürece, istediklerinizi
almanız biraz zordur. Eşinizin sizin gelenek ve görenek konusundaki beklentileriniz
hakkında en ufak bir fikri bile olmayabilir. Türkiye�de din önemli bir kurumdur.
Din konusunda uzlaşmaya varmadan evlenmeyin. Sizin için önemli olan neyse, bunları
eşinize tek tek anlatın. Bu şekilde birbirinizi daha iyi tanıma şansı da yakalamış
olursunuz.
5- Zevkler
"Ben beyaz çiçekler istiyorum, o pembe istiyor. Masada mumlar olsun diyorum ama
ona göre bu çok demodeymiş..."
Hiçbirşeyle ilgilenmemesinden yakındığınız eşiniz, birkaç tercih ile ortaya çıktığında
bu durumla karşılaşabilirsiniz. Bu anda yapılacak en iyi şey; birlikte oturup
herkesin en çok istediği şeylerin bir listesini hazırlamak ve listedeki maddeleri
birlikte puanlamak. Böylece iki tarafın istekleri de yerine gelmiş olur. Örneğin
siz eşininizin seçtiği sarı rengi istemiyor, aynı şekilde eşiniz de sizin seçtiğiniz
pembe renge itiraz ediyorsa, oylamanızda bir üçüncü renk tercihi olsun, bu işleri
kolaylaştırır.
6- Düğünün yeri
"Düğünümüzü neden senin ailenin olduğu şehirde yapıyoruz?"
Eğer iki taraf da kendi istediği fikirden vazgeçmek istemiyorsa, geriye tek bir
çare kalıyor. İki aile, iki ayrı şehirde yaşıyor ve iki taraf da kendi yeri konusunda
ısrar ediyorsa, iki ayrı düğün partisi düzenlenebilir. Bu maddi açıdan sizi yorabilir
ama birçok tartışmayı da ortadan kaldırır.
7- Arkadaşlar
"Sağdıç olarak o arkadaşını seçtiğine inanmıyorum. Yine fazla içecek ve düğünü
rezil edecek."
Artık iki tarafın da bir diğerine karşı hassas ve destekleyici olma zamanı geldi.
Sizin pek hoşlanmadığınız bir kişi, kocanız için çok değerli olabilir. Birlikte
birçok şey yaşamış, birçok anıyı paylaşmış insanlar birbirlerini her zaman korurlar.
Eğer sağdıç hakkında bir endişeniz varsa, düğünden önce yumuşak dille siz de kendisine
bunu anlatabilirisniz.
8- Gelin sendromu
"Düğüne karar vermeden önce bambaşka bir insandın, birlikte sabahlara kadar eğlenirdik.
Şimdi tek yaptığın evlilik dergileri okuyup, detayları düşünmek."
Burada da damada hak vermek lazım. Evlilik ve onun getirdiği plan ve programlar,
hiçbir zaman ilişkinizin önüne geçmemeli. Harika bir düğün hazırlığı yaparken,
ilişkinizden olmanız da ihtimaller arasında. O yüzden siz siz olun, eşinizle iyi
vakit geçirmek için her fırsatı değerlendirin, omuzlarınızdaki stresi hafifletmeye
çalışın.
9- Evlilik öncesi anlaşmaları
"Daha evlenmemişken, boşanma koşullarını hazırlamak niye?"
Evlilik öncesi anlaşmaları, maddi konuların çok ötesinde, çiftleri en çok duygusal
açıdan zedeler. Güven, sevgi, adanmışlık gibi kavramları çiftlere yeniden sorgulatır.
Eğer taraflardan biri böyle bir anlaşma yapmak istiyorsa, bunu tüm ilişkinize
yansıtmayın. Birbirinden ayrı karakterler olduğunuzu unutmadan, olaylara onun
gözüyle bakmaya çalışın.
10- Geçmiş
"Eski sevgilisini de düğüne çağırmak istiyor. Biliyorum çok iyi arkadaşlar, ama..."
Evet, artık büyüme zamanı geldi. Bu savaşı çoktan kazandığınızı kabul edin çünkü
eşiniz evlenmek için sizi seçti. Kıskançlık yaparak kurduğunuz güzel ilişkiyi
bozmayın. Eşinizin arkadaşıyla siz de arkadaş olmaya çalışın, kim bilir belki
çok iyi anlaşırsınız...
Sonuç olarak; önemli olan herkesten önce sizin mutluluğunuz. Bunu tehlikeye atacak
tartışma ve gerginliklerden kaçının. Her ne kadar plan, organizasyon ve detaylar
içinde boğuluyormuş gibi hissetseniz de, düğünün eğlenceli birşey olması gerektiği
fikrini aklınızdan çıkarmayın. Düğün bir gün, evlilik bir ömür boyu sürer. Bir
günlük düğün stresinin yarattığı dargınlığı hayat boyu çözemeyebilirsiniz. Hiçbir
fikir veya tartışma, eşinizle olan ilişkinizden daha önemli değil...