Eş aldatma evlilik bağlarını zayıflatan, hatta ortadan kaldıran bir durumdur.
Evliliğin en önemli aşamaları olan sevgi, saygı ve güven bağlarını zedeler.
Evliliğin düşmanı: Aldatma!
Bazı evliliklerdeki, 'sen istediğinle beraber ol, ben de istediğimle' yaklaşımı,
evliliğin doğasına aykırıdır, sorunu çözmeyi de engeller. Çiftler arasında zaman
zaman yaşanan tartışmalar, daha sonra söylenmeye dönüşür. Eşler evlenmeden önce
mutlu ve iyi şeyleri paylaşırken, evlendikten sonra başta çocukların sorumluluğu
olmak üzere, bir çok problemle karşılaşır. Konuşulanlar hep sorun olunca paylaşılan
olumlu şeyler azalmaya başlar. Evlilik ve aldatma üzerine Prof. Dr. Nevzat Tarhan
ile konuştuk...
Evlilik aşkı azaltıyor mu?
Aile terapilerinde eşlere, cinsel sadakatin önemi ve kişilerin geçici olarak
zevklerini ertelemeleri gerektiği vurgulanır. Çiftlere, 'eşinle paylaştığın zaman
seni mutlu eden yirmi madde sıralar mısın?' denir. Hastalar ikinci seansa geldiklerinde,
çoğu zaman bu yirmi maddeden ancak altı, yedisini yazmış olurlar. Halbuki, aynı
soru evlilikten önce sorulsaydı, yirmi maddeyi kolayca dolduracaklardı. Terapi
esnasında bu paylaşımların sayısı artırılmaya, yirmiler yetmişe, seksene çıkarılmaya
çalışılır.
Eşler beraber paylaştıkları güzellikleri ve karşı tarafın ihtiyaçlarını yeterince
bilmediklerinden, ortaya suçlayıcı, yargılayıcı ve birbirlerinin kusurlarını ön
plana çıkarıcı bir tablo çıkar. Onlar, evlilikte karşılaştıkları meseleleri problem
haline getirmeden çözmenin yollarını bulamazlar. Karşıdakinin hoşlanmadığı bir
konuyu, duyguları yıkan bir biçimde çok sık tartışmak, ruhu acıtan bir şeydir,
sizi karşı tarafın gözünde sevimsiz yapar.
Çiftler böyle durumlarda birbirlerini mutlu eden alanlardan uzaklaşıyor mu?
Evet. Evlilik terapilerinde kişileri suçlamak yerine, 'duyguları açmak' üzerinde
durulur. Karşıdakine, 'amacım seni incitmek değil, duygularımı açmak. Seni suçlamıyorum,
birbirimizin ihtiyacını anlamaya çalışıyorum' mesajının önemi anlatılır. Karşı
tarafa, onu savunmaya itecek şekilde yaklaşmamak, evlilikteki fırtınaları büyük
ölçüde çözecektir.
Böyle fırtınalı dönemlerde insanlar kolay yolu seçerler. Onlardan biri de, çalıştığı
iş yerinde kendisine yaldızlı cümleler kuran, övgü sözcükleri kullanan, onun hoşuna
gidecek biçimde davranan kişiye yönelmek ve onunla sevgili hayatı yaşamaya başlamaktır.
Halbuki bunlar geçici mutluluklardır. Burada eş de aynı şekilde düşünürse, taraflar
arasında sevgi ve saygısı kalmaz, evlilik boşanmayla noktalanır.
İnsanlar ikinci evliliklerinde daha mı töleranslı oluyor?;
Boşanan birinin ikinci biriyle evlendikten sonra söylediği şu sözü hiç unutamam:
'Yeni eşime olan davranışlarımı düşündüğüm zaman, ona eski eşime yapmadığım fedakarlığı
yaptığımı görüyorum. Önceki eşimle birbirimize gereken fedakarlığı gösterebilseydik,
sanırım boşanmazdık'. Yâni, eski eşine vermediği değeri yeni eşine verdiğini itiraf
etmektedir. Halbuki ilk evliliğinde de bu kadar verici davranabilse ve onu anlayabilseydi
fırtına aşılacak, ardından kaliteli bir evlilik ortaya çıkacaktı. İnsan, önüne
hoşlanmadığı bir şey çıktığında hemen yolunu değiştiriyorsa, aynı şeyi evlilikte
de yapabilir, ufak bir sorunda evliliğini bitirme yoluna gidebilir.
Amerikalıların eğlenmeye odaklı bir toplum halinde olmaları evlilikte de geçerlidir.
Onlar, evlilikle ilgili sıkıntılar ortaya çıktığında, bu güçlükten kurtulmak için
bir başkasına âşık olma ya da bir başka sevgiliyle yaşama yoluna gider; onunla
sorun yaşandığında ise bir başkasına yönelirler. Bu zikzaklı hayatı seçmeleri
sonunda, zengin ama mutsuz, sürekli psikolojik yardım alan insanlar ortaya çıkar.
Halbuki evlilikte, 'eşimle nasıl mutlu olurum, birbirimizin ihtiyaçlarını nasıl
anlar ve gideririz?' hususu yaşam felsefesi haline gelirse, zorluklar aşılacak
ve eşler güzel bir bedel ödeyerek yollarına devam edecektir.
"Karşılıklılık" ilkesi;
Evrende, gizli psikolojik kanunlardan biri olan 'karşılıklılık' ilkesi vardır.
Bu ilkede, hiçbir şey bedel ödenmeden o insana ait olmaz. 'İyilik yaparsan iyilik
bulursun, sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma, almak istiyorsan
ver, tüketmek istiyorsan önce üretmelisin, her şeyin bir bedeli vardır' gibi atasözlerinde
de bu durum açıkça belirtilir. İyi para kazanmak için nasıl çok çalışmak gerekirse,
iyi bir evlilik için de ciddi bir bedel ödenmesi gerekir. Mutluluğu, karşılığını
ödemeden elde etmek, evlilikte de mümkün değildir.
Evlilikte de zaman zaman sıkıntılı ve çileli dönemler yaşanır. Ancak bu dönemler
sağlıklı bir biçimde aşıldıktan sonra, evliliğin meyveleri toplanabilir. Karşılıklılık
ilkesi unutulur, eşler emek vermeden, yorulmadan, çile çekmeden mutlu bir evlilik
yaşamak isterlerse, buna ulaşmaları mümkün olmayacaktır. Mutlu evlilikler, yatırım
yapılmış, bedel ödenmiş, zorlukları aşmak için tarafların birbirlerini anlamaya
çalıştıkları evliliklerdir. Böyle evliliklerde eşler, küçük bir sıkıntıyla karşılaştıklarında,
'bu kadın ya da adam beni mutlu etmiyor' diyerek yeni bir arayışa girmezler.
Eşler, evlilikleri sırasında bir engelle karşılaşırlarsa, 'bu evliliği götüremiyorum'
yerine, 'bu engeli nasıl aşarım?' demeli, çözümü düşünmelidir. Bekledikleri mutlulukları
yaşayamadıklarında, - aynı gemide olduklarını unutmayıp - hemen gemiyi terk etme
hesabı yapmamalı, kendi kimlik ve kişiliklerini ezdirmeden, evliliği nasıl yürüteceklerini
düşünmelidir. Her problemin mutlaka bir çözüm yolu vardır veya bulunabilir.
Deneme yanılma yöntemi pahalı bir yöntemdir. Elektriğin çarptığını anlamak için
prize parmak sokmak gerekmez. Evlilikte de profesyonel bir bakış açısına sahip
olmalıdır. Çocuk yetiştirirken de buna benzer bir durum söz konusudur. Özellikle
baskılı ailelerde yetişen bir çocuk, ileride ebeveyn olunca, 'ben çok çektim,
çocuğum çekmesin' diyerek onun her dediğini yapar. Sonra sorunla karşılaştığında
da, 'çocuğumun her dediğini yaptım, şimdi ne olacak?' diye çaresizlik içine düşer.
Elbise alırken bile uzun süre düşünen insan, hayatiyle ilgili alacağı kararları
geçiştirmemeli, iyi düşünüp tasarlamalıdır. Bu konuda duygularıyla hareket etmemeli,
hayat tecrübelerinden ders almalıdır. Zevkçilik değil, akıl ve mantık ön planda
olmalıdır. Kişi mantığıyla davrandığında, sonradan duygularının da ona uymaya
başladığını görecektir. Fakat duygularının peşinde koşan insan, küçük bir tatminsizlik
karşısında başka şeylere yönelir. Hayatta istikrarsız, zevklerinin peşinde koşan
ve bu yüzden sık eş değiştiren kişilere de rastlanır. Bu tipler üretken olamadıkları
için bir müddet sonra yalnızlık içinde yaşamaya mahkum olurlar.
Kişiler iyi niyetlerinin dışında doğru hedefe, doğru yöntemlerle gitmeye çalışmalıdır.
İnsan karşıdakini, kendisini mutlu eden biri olarak gördüğü zaman, duyguları mutlu
olacaktır; ama mantığının ne söylediğine de bakmalıdır. Kâr - zarar analizi yaparak,
yeni bir ilişkinin kendisine ne kazandırıp, ne kaybettireceğini düşünmelidir.
Bir an için, 'bu kişiyle uzun süreli bir ilişki kurabilirim' diye düşünüp, fakat
sonra o olmayınca bir başkasına yönelmemelidir. Burada doğru olan, 'onunla aramdaki
ilişkiyi nasıl onarırım?' sorusuna kafa yormaktır, mantık bunu gerektirir.
EVLİLİK İÇİN MUTLULUK TESTİ
PROF. DR. NEVZAT TARHAN- PSİKİYATRİST
Eşinizi Yeterince Tanıyor musunuz?
Yapılan araştırmalar, evli çiftlerin yarıdan çoğunun birbirlerini tam anlamıyla
tanımadıklarını göstermiştir. İspatlanan bir şey daha vardır: Birbirlerini çok
iyi tanıyan çiftlerin sevgileri her geçen gün artmaktadır.
Aile danışmanlığı merkezlerine başvuran insanların çoğu, eşinin kendisini anlamadığını
söylemektedir. Eşlerin birbirlerini anlamalarının yolu birbirlerini tanımaktan
geçer. "Eşimin zevki, eğitimi, beklentisi nedir?" diye sormayan bir eş, yanlış
yolda demektir.
Bunun için aşağıdaki test yol gösterici olacaktır. Soruları cevaplayıp eşinizi
ne kadar tanıdığınız hakkında fikir edinebilirsiniz:
1. Eşinize bir çanta hediye edeceksiniz, hangi rengi tercih eder?
a) Siyah
b) Kahverengi
c) Bordo
d) Gri
e) Bej
2. Ona bir kazak alacaksınız, hangi rengi tercih eder?
a) Beyaz
b) Kırmızı
c) Mavi
d) Yeşil
e) Siyah
3. Aşağıdakilerden hangi hediyeye daha çok sevinir?
a) Manto
b) Takı
c) Altın saat
d) Fotoğraf makinesi
e) Bilgisayar
4. Nasıl bir arabaya sahip olmak ister?
a) Rahat, sıradan bir araba
b) Spor bir araba
c) Mercedes
d) BMW
e) En iyi yerli
5. Yurt dışı tatil için nereye gitmek ister?
a) Orta Asya
b) Ortadoğu
c) Avrupa
d) Amerika
e) Afrika
6. Sizinle bir hafta sonu için hangi şehri tercih eder?
a) Bodrum
b) Yalova
c) Paris
d) Moskova
e) Kahire
7. Aşağıdaki yemeklerden hangisini tercih eder?
a) Kuru fasulye
b) Balık
c) Döner
d) Açık büfe
e) Makarna
8. Aşağıdakilerden hangisini tanımayı ister?
a) Beğenilen bir yazarı
b) En sevdiği politikacıyı
c) Önemli bir din adamını
d) Takdir ettiği bir sporcuyu
e) Sevdiği bir sanatçıyı
9. Aşağıdaki evlerden hangisine sahip olmayı ister?
a) Dağ evi
b) Kır evi
c) Köy evi
d) Deniz kenarında ev
e) Şato gibi bir ev
10. Eşiniz sizin en çok hangi özelliğinizi beğeniyor?
a) Sesinizi
b) Gözlerinizi
c) Gülüşünüzü
d) Ona karşı tutumunuzu
e) Genel davranışlarınızı
11. Aşağıdaki olumlu özelliklerden hangisi eşinizde en fazladır?
a) Dürüstlük
b) Cesaret
c) Soğukkanlılık
d) Cömertlik
e) Tutumluluk
12. Aşağıdaki olumsuz özelliklerden hangisi eşinizde en azdır?
a) Acelecilik
b) Yalancılık
c) Korkaklık
d) Cimrilik
e) Savurganlık
13. Eşiniz sizinle beraber ne yapmaktan hoşlanır?
a) Müzik dinlemek
b) Maç seyretmek
c) Gezmek
d) Sohbet etmek
e) Yemek yemek
14. En çok neden nefret eder?
a) Soğuk
b) Yağmur
c) Sıcak
d) Fırtına
e) Kalabalık
15. Ona en ağır gelen mecburiyet hangisidir?
a) Doktora gitmek
b) Kuyrukta beklemek
c) Hesap kitap yapmak
d) Diş hekimine gitmek
e) Büyükleri ziyaret etmek
Eşlerin yukarıdaki 15 soruyu ayrı ayrı cevaplamaları, cevap kâğıdını birbirlerine
göstermemeleri gerekir. Önce kendi açınızdan doğrunun ne olduğunu işaretleyin,
sonra eşinizin açısından soruları cevaplayın. Sonra karşılıklı olarak birbiriniz
hakkındaki görüşlerinizi karşılaştırın.
Yanlışlarınız 3'ten azsa: Eşinizi çok iyi tanıyorsunuz demektir. Demek ki birbirinizin
zevklerini, hayallerini, eğilimlerini, ne hissettiğini, neyi sevdiğini, nelerden
nefret ettiğini biliyorsunuz. Harika bir çift olmak için mükemmel bir altyapınız
var. Sizi kutlamak gerekir.
Yanlışlarınız 3-6 arasındaysa: Eşiniz hakkında zaman zaman yanılıyorsunuz demektir.
Endişelenmeyin, insanlar birbirlerine çok yakın da olsalar birinin bir başkasını
tam anlamıyla tanıması zordur. Kaygılanmayın, bildikleriniz sizi mutlu etmek için
yeterli.
Yanlışlarınız 7-10 arasındaysa: Beraberliğiniz geçmişi çok eski değilse bu sonuç
normaldir. Daha iyi tanımak için zamana ihtiyaç var. Ama eğer evliliğiniz uzun
yıllara dayanıyorsa bu sonuç ortada bir problem olduğunu gösterir. Eşiniz sessiz
ya diyaloğa kapalı biriyse, onun hissettiklerini hissetmek, düşündüklerini anlamak
için çaba sarf etmelisiniz. Karşılıklı konuşmaya, tartışmaya, birbirinizi anlama
çabalı iletişime ihtiyacınız var. İnsan ilişkileri monoloğa değil, diyaloğa dayanmalıdır.
Beraber yaşadığınız olayları, konuları, kaygıları paylaşın, evlilik kalbe karşı
kalp demektir. Kalbi diyalog eksikliğinizi görüp tamamlarsanız, daha mutlu bir
beraberlik sizi bekler.
Yanlışlarınız 11-15 arasındaysa: Durum ciddi, demektir. Bu, eşiniz hakkında hemen
hemen hiçbir şey bilmediğiniz anlamına gelir. Yine de sakin olun. Bunun düzeltilmesi
gereken bir durum olduğunu kabullenin, hatta itiraf edin. Mutlu olmak ve evliliğinizi
uzun ömürlü kılmak için özel bir gayrete ve çözümler geliştirmeye ihtiyacınız
olduğunu unutmayın.
Füsun Saka, Hürriyet