Evlilik, sadece bir kadınla bir erkeğin hayatını birleştirmesiyle sınırlı değildir.
Gençler, birbirleriyle evlenmeyi kabul ettikleri zaman, eşlerinin aileleriyle
de aralarında bir bağ kurulması gerektiğini unutmamalılar.
Benimle ve ailemle evlenir misin aşkım?
Aman ne güzel... Rüyalarınızın erkeğiyle evlenmek üzeresiniz. İki tarafın aileleri
birbirleriyle tanıştılar. Nişan yüzükleri takıldı. Nikah, düğün hazırlıkları başladı.
Müstakbel eşinizle birlikte yaşayacağınız ev de hazır. Hatta bu evin eşyası yerleştirildi
bile.
Kısacası her şey mükemmel. Doğrusu bundan iyisi can sağlığı! Ama unutmayın, madalyonun
öbür yüzü de var. Kendinizi dünyanın en mutlu kadını ilan etmeden önce, biraz
düşünün.
Her güzel şeyin, bir de hoşa gitmeyecek yanı olabilir. Evlilikte de her şey yolunda
giderken beklenmedik sorunlarla karşılaşabilirsiniz.
Şunu hiç unutmayın: Aileler, çocuklarının evlenmek istedikleri kişilerde mutlaka
bir kaç kusur bulurlar.
Özellikle annelerin gözünde evlatları herkesten üstündür. Ve bu üstün gençlere
layık eşin bulunması çok zordur , hatta imkansızdır. Eşlerin balayından sonra
yüzyüze gelecekleri en önemli gerçek, anneler, babalar ve kardeşlerdir.
Bazı gençlere, evlenmek istedikleri kişilerin aileleri konusunda uyarıda bulunmak
isteyenlere şöyle bir klişeleşmiş cevap verilir: ‘Ben onun ailesiyle değil, kendisiyle
evleniyorum. Ailesinden bana ne?’
Bu düşünceyle evlilik hayatına başlayanları acı sürprizler bekler. Kadın da erkek
de, nikah defterini imzalarken, aynı zamanda yeni bir aileyle de içiçe yaşamayı
kabul etmiş demektir.
Bu gerçeği aklınızın bir köşesine yazmadan evliliğinizi başlatırsanız, acı sürprizlerle
karşılaşabilirsiniz.
Anneler devreye girerse fena
İki ailenin evlilik yoluyla birbirine yakınlaşması bazan çok büyük sorunlara
neden olur. Aileler arasındaki kültür, gelenek görenek farkı, kısa sürede kendini
belli eder. Dünürler, savaşa başlamaya adeta can atarlar. Her şey, annelerin,
kendi çocuklarının üstünlüğünü sıralamalarıyla başlar.
Birbirlerini çok da iyi tanımayan iki ailenin uyum içinde örnek bir dostluk kurması,
tarafların isteğine ve çabasına bağlıdır. Genellikle kadının ailesi, saldırıya
maruz kalır. Erkeğin ailesi, kadının ailesine baskı yapmak için fırsat kollar.
Erkeğin annesi, oğlunun evinde kendini bir imparatoriçe gibi hisseder. Geline
emirler yağdırır. O evde yapılan her işe kusur bulur. Kadın, kendi evinde, kocasının
annesi dahi olsa, başkasının istekleri doğrultusunda davranmaktan hoşlanmaz.
Kadının ve erkeğin ailesi, evliliğin ilk günlerinden itibaren birbirleriyle rekabete
ve iktidar yarışına girişirlerse, olan genç evlilere olur.
Günlerini stres içinde geçiren karı koca da zamanla ailelerinin etkisi altında
kalmaktan kurtulamazlar.
Aile dikkate alınmalı
Kadın da erkek de evlenirken bir gerçeği kabullenmek zorunda. Evlilik sadece
bir kadınla bir erkeğin hayatını birleştirmesinden ibaret değildir. Bu birleşmeyle
iki aile birbirine akraba olacaktır. Başlangıçta bu gerçek dikkate alınırsa, ailelerin
gençlere fazla karışmaları da büyük ölçüde önlenebilir.
Kadın, ‘ben eve gidiyorum’ dediği zaman, annesiyle babasının yaşadığı evi kastetmemeli.
Erkeğin de ‘bizim ev’ dediği zaman, ailesinin evinden değil, kendi evinden sözetmesi
beklenir.
Ailesinden bu anlamda kopamayan çiftlerin, kendi evlerindeki hayatlarını da ayrı
evlerde oturan aileler kontrol altında tutar. Ve o evde kavga, gürültü hiç eksik
olmaz.
Genellikle erkeğin annesi, oğlunun evine hükmetmeye meyillidir. Kadının annesi
de damadını hep kendi kocasıyla kıyaslamaya ve gençlerin düzenini eleştirmeye
meraklıdır. Annelerin saltanatına son vermek gençlere düşüyor.
Daha da doğrusu, baştan, annelerin yeni evlilerin hayatına fazla girmelerine
meydan vermemek. Kadın, kocasının ailesine yeterince saygı göstermeli.
Ama o ailenin koşullarını kendi evinde sürdüremeyeceğini davranışlarıyla belli
etmeli. Erkek de, eşinin ailesine saygılı davranmalı.
Eşlerin, en küçük anlaşmazlıkları, ailelerine anlatıp onlardan yardım istemeye
kalkışmaları, aileler savaşının kızışmasını sağlamaktan başka bir işe yaramaz.
Evlilik, aileler birliğinin bir koludur. Aileler birliği ne kadar uyumlu olursa,
evlilikte de sorunların yaşanmasına da o kadar seyrek rastlanır. Evlilikte politikanın
büyük önem taşıdığını vurgulamak istiyoruz. İki yabancı aile, iki yabancı ülke
gibidir.
Çıkarlar gereği, bu iki ülkenin uyumlu bir ilişki içinde olması gerekir.