Yaşadığınız o tutkulu aşkın doğasını objektif bir gözle analiz etmeye ne dersiniz?
Aşkın hangi dönemindesiniz? Uzun zamandır biriyle berabersiniz ve ilişkinizin
gidişatından son derece memnunsunuz. Derken yavaş yavaş, ama gözle görülür bir
biçimde, üstelik ortada elle tutulur hiçbir neden yokken onun sizden uzaklaştığını,
sizinle daha az ilgilendiğini, sık sık düşünceli bir ifadeyle uzaklara daldığını,
bir davranışının ötekini tutmadığını fark etmeye başladınız ve bu durum sizi müthiş
endişelendiriyor.
Size olan aşkının azaldığından tutun da başka bir kadının varlığına kadar en
kötü ihtimaller kafanızda cirit atıyor. Fakat bütün bunları düşünürken bir şeyi
unutuyorsunuz: Hiçbir duygusal birlikteliğin başladığı gibi devam etmediği gerçeğini.
Sevdiğiniz erkekteki değişikliklerin, sonun başlangıcı olduğunu düşünmek yerine
neden aşkın doğasını objektif bir gözle analiz etmeye çalışmıyorsunuz.
1 ay: Aşk sarhoşluğu
İlişkinin birinci ayının sonunda, iki taraf da aşkın heyecan ve coşkusunun yanı
sıra baskı ve stresini de yaşamaya devam eder. Neyse ki birbirini henüz yeterince
tanımamaktan kaynaklanan endişeler "balayı" psikolojisinin yaşattığı hoşgörüyle
dengelenir. Bu dönemde sizi arkadaşlarıyla, hele ailesiyle tanıştırmasını beklemeyin,
çünkü buna hazır değildir. Hatta belki böylesi çok daha İyi, çünkü bu sayede baş
başa kalabilir, Önce birbirinizin kişisel alışkanlıklarını ve zevklerini öğrenebilirsiniz.
Siz de onu kendi arkadaşlarınızla tanıştırmakta acele etmeseniz iyi olur. Eğer
bu ilişkinin sağlam temeller üzerinde yükselmesini istiyorsanız, önce birlikte
vakit geçirmekten zevk alıp almadığınızı öğrenmelisiniz.
Cinselliğe gelince... İlişkinizin henüz yeni başladığını unutmamalı ve ilk etapta
kendi isteklerinizi gerçekleştirmek yerine karşı tarafın beklentilerini keşfetmeye
çalışmalısınız. Bu dönem, yatakta uyumlu olup olmadığınızı öğrenmek açısından
sizin için harika bir fırsat. İlk heyecan ve gerginlikleri atlattıktan sonra sevgilinizle
sadece seks konusunda değil, her konuda çok daha rahat iletişim kurabildiğinizi
göreceksiniz.
3 ay: Taşlar yerine oturuyor
Artık kendinizi kelimenin tam anlamıyla "çift" olarak gördüğünüz bir döneme girdiniz.
Birbirinizi daha iyi tanıyorsunuz, taşlar biraz daha yerine oturdu, onun arkadaşları
ve ailesiyle tanıştınız; tabii o da sizinkilerle...
İlişkinizin bu aşamasında karşılıklı beklentilerinizin ve sorumluluğunuzun artmasına
hazırlıklı olmalısınız. Mesela siz kendi adınıza sevdiğiniz erkeğin ilişkinizin
geleceği konusunda ne düşündüğünü ölesiye merak etmeye başlayabilirsiniz. Bunu
ona açıkça sormaktan çekinmeyin. Ama sormaktan sormaya fark olduğunu da asla unutmayın.
Üç ayın sonunda kalkıp da "Benimle evlenmeyi düşünüyor musun? Düşünmüyorsan, boşuna
vakit kaybetmeyeyim" derseniz, kesinlikle olumsuz yanıt alacağınızdan emin olabilirsiniz.
Eğer sorunuzu daha üstü kapalı bir biçimde formüle edemeyeceğinizi düşünüyorsanız,
gözünüzü açın ve ondan gelen sinyalleri daha sıkı takip etmeye başlayın. Konuşurken
araya sıkıştırdığı, "gelecek vaat eden" sözlerden, hayallerinden ve ileriye yönelik
planlarından bahsederken sizi bu planlara dahil edip etmeyişinden, ilişkinize
ne kadar ciddi baktığını anlamanız mümkün.
6 ay: Kritik günler
Birbirinize aslında ne kadar bağlandığınız ilişkinizin bu aşamasında ortaya çıkacak.
Onun kusurlarını ve size uymayan yanlarını görmeye başlayacaksınız, karakterleriniz
arasındaki uyuşmazlıklar su yüzüne çıkacak. İlişkiniz bütün bunları kaldırabiliyor
mu? Anlaşmazlıkları anlayış, iletişim ve uzlaşmayla giderebiliyor musunuz? Her
konuda konuşmayı, ama bunu yaparken meseleyi kişiselleştirmemeyi ve birbirinizi
kırmamayı başarabiliyor musunuz? İlişkinizin altıncı ayında bütün bunlar son derece
önemli. Çünkü bugüne kadar sürekli ortak noktalarınıza odaklanmıştınız, bundan
sonraysa aranızdaki farklar ön plana çıkacak. Eğer aşkınızın düşüşe geçmeye başladığı
noktada bu boşluğu arkadaşlık ve sevgiyle kapatabiliyor ve hala paylaşacak bir
şeyler bulabiliyorsanız, birlikte vakit geçirmek size hala zevk veriyorsa, beraberliğiniz
testi geçti demektir. Fakat birbirinizden sıkıldıysanız, buluştuğunuzda konuşacak
konunuz yoksa, ikinizin de gözü başka insanlara kayıyorsa ve yeni bir aşk arayışı
içindeyseniz, ilişkinizin bundan sonrası pek iç açıcı gelmeyecek demektir.
18 ay: Yapışık ikizler
Aradan on ay daha geçti ve artık çevrenizdeki insanlar sizi ayrı düşünemez hale
geldiler. Adeta bir elmanın iki yansı gibisiniz. Fakat aynı zamanda çok da tehlikeli
bir döneme girdiniz. Tam da bu "yapışık ikiz" sendromu sizin ya da onun -ya da
ikinizin birden- kendinizi kapana kısılmış hissetmenize, birey olma duygusunu
yitirmenize ve özgürlüğünüzü sonsuza dek kaybettiğinize inanmanıza neden olabilir.
Fakat bu tip duyguların sizi bu ilişkiyi bitirme noktasına getirmesine sakın İzin
vermeyin, çünkü bunlar çok doğal, ama kesinlikle geçicidir. Artık birbirinizin
hayatının ayrılmaz bir parçası olabilirsiniz, fakat bu aşamada ilişkiyi tüketmemek
adına kesinlikle kendinize ayrı, sevgilinizden bağımsız bir yaşam alanı açın ve
bu alana sonuna kadar sahip çıkın. Bunu hem ilişkiniz, hem de kendiniz için yapmalısınız.
Tamamen kendinize ait arkadaşlar ve hobiler edinin, bazı sosyal etkinliklere yalnız
katılın, eski dostlarınızla buluşun, kendinize vakit ayırın. Aynı şeyleri yapması
için onu da teşvik edin, çünkü bu dönemde ihtiyacınız olan asıl şey, birlikte
vakit geçirmeyi biraz olsun özlemek...
2 yıl: Bağlılık ve sevginin gücü
Artık ilişkiniz kendini kanıtladı ve geleceğe yönelik daha ciddi planlar yapabilirsiniz.
Zaten çoğu birliktelikte evlilik ya da aynı eve taşınma gibi konuların gündeme
gelmesi bu döneme denk düşer. İlişkide her günün balayı gibi yaşanmadığını gördünüz,
birlikte bir yığın zorluğa göğüs gerdiniz ve sonunda fırtınalı bir aşkın yerini
sağlam bir dostluk, bağlılık ve sevgiyle doldurmayı başardınız. Ama eğer "her
şey tamam" diye rahatlayıp ilişkinizi savsaklamaya başlarsanız, bu birliktelik
iki yıl sonra değil, yirmi iki yıl sonra da bitebilir ve siz nerede hata yaptığınızı
bir türlü bulamazsınız. Duygusal beraberliğin her aşamasında emek vermenin ve
açık iletişimin önemini unutmayın.