Hakikaten onlara zevkli, keyifli, öğretici, eğitici, şefkat ve sevgi dolu bir
çocukluk, gençlik verebiliyor muyuz? Yoksa daha küçücük çocukken mutsuz mu oluyorlar?
Onları ev içi şiddetle tanıştırıp, en azından çok sevdiği iki kişi arasında mı
bırakıyoruz? Onun ruh sağlığının bozulduğunu bazen göremeyiz ve kendi üzüntülerimizle
dahi baş edemezken, tabii ki onlara yardımcı da olamayız! Zavallı yavrucaklar
kah azgınlık yaparak, kah içine kapanarak, kah ağlak mızmız olarak reaksiyon gösterirler.
Veya daha küçükse birdenbire altına etmeye, tik yapmaya, tırnak yemeye, kardeşini
dövmeye, belki de kekelemeye başlayarak, bazı şeylerin iyi gitmediğini bize anlatır.
Eğer ergenliğe girmişse bu sefer tembelleşmeye, asileşmeye, ev içinde terör estirmeye,
dışarıda bir takım sıra dışı guruplara girmeye, aradığı anlayış, sevgi ve şefkati,
başka yerlerde aramaya başlar.
Her çocuk mutlu bir aile ister
Saçlarını çeşitli renklere boyar, ukala veya narsist bir insan tipi çizerken,
içindeki saf çocuk, mutlu bir anne baba arar. Her evdeki kavgada, biraz daha kahrolur,
biraz daha ipin ucunu kaçırır. Bir evlilik terapisti olarak, bize gelen sorunlu
evliliklerde çocukların ne derece bundan etkilendiklerini görmek isteriz. Zira
münakaşalar, ağlamalar, evden gitmeler, küfür veya itiş kakışlar, imkanı yok çocuklar
tarafından, bir teyp gibi kaydedilir. Genelde ebeveynler çocuklarının bilmediğini,
duymadığını, onlara göstermediklerini iddia ederlerse de, biz gerek psikodrama
gerek çizilen resimlerde, gerek karşılıklı konuşmalarda, taze ruhların ne denli
çizildiğini görür, anne ve babayı bilgilendirip, yönlendiririz. Bazen de çocukta
doğuştan olan bir rahatsızlık anne ve baba arasındaki zaten sağlam olmayan ilişkileri,
daha da gerer. O zamana kadar, çok bariz olmayan problemler, su yüzüne çıkar.
Veya önceleri birbirlerine kilitlenen ebeveynler, zamanla kendileri de ruh sağlıklarını
kaybetmeye başlarlar, dolayısı ile kavgalar, anlaşmazlıklar, bezginlikler, gerginlikler,
derken yardım almaya karar verirler. Evlilikleri, kendilerindeki değişmeler dolayısıyla
hastalanmıştır.
Sessiz protestolar
Bazen de yetişkin çocukların, anne ve babayı (anlaşamadıkları veya kavga ettikleri,
hele dırdır, ihanet işin içine girmişse) suçladıklarını görürüz. Alenen taraf
tutar veya ikisini de "nefret ettikleri" kişi olarak görürler. Kavgalar, dik başlılık,
kapı çarpmalar, en kötüsü evi terk etmeler, arkadaşlarda gecelemeler, daha da
vahimi madde bağımlılıkları, içki ile sessiz protestolar çoğunlukla da intiharı
düşünmeler ve belki de teşebbüs etmeler. Eğer evlilik devam ediyorsa, baba bir
otorite figürü olarak, gencin karşısında pasif kalıyorsa, durum cidden vahim olur.
Zira psikolojik yardım almadığı gibi; anne ve babasının evliliğini de müthiş sallar.
Genelde eşler birbirlerini suçlar ve karşılıklı olarak zaaf gösterip bu günlere,
diğerinin sebep olduğunu iddia ederler. Dolayısı ile iletişimsizlik, gerginlik,
yanlış anlama, suçlama ve kavgalar, terapi bitince çocuk veya genç, ya kendiliğinden;
ya da yardımla, düzelme yoluna girer.
Üvey çocuk çıkmazı
Üvey çocuk bazen bir evliliği hırpalar. Eşlerden birinin çocuğunun olması, diğerini
nedense çok rahatsız eder. Eşin bir anne, ya da baba olarak gösterdiği ilgi ve
sevgiyi, diğer taraf hazmedemez. Ya çocuğun yaptığı her şey suçtur; ya da söz
dinlemiyordur! Ya da diğer eş yüz veriyordur, taraf tutuyordur, çocuğuna arka
çıkıp kendisini korumuyordur! Ne kadar hazindir ki bu da, hem o ailede, hem de
bilhassa o çocukta büyük tahribata sebep olur. Taraflar, onun bir çocuk, bir genç
olduğunu unutur ve birbirlerini, evliliklerini yıpratırlar. Lüzumsuz, gereksiz
tatsızlıklar, suçlamalar, şiddet, evden ayrılmalar velhasıl her türlü gereksiz,
anlamsız aile içi dramlar...
Kaynak:Sabah